Endodonti

Endodonti, özellikle kök kanalı tedavilerinin gerçekleştirildiği ana bilim dalıdır. Günümüzde kanal tedavisi, canlı dişlerde tek seansta, canlılığını yitirmiş dişlerde ise genellikle iki ya da üç seansta tamamlanmaktadır.

Kanal tedavisindeki amaç, dişin çürük yada travma gibi dış faktörlerle geri dönüşümsüz olarak etkilenmiş olan pulpa (diş özü) kısmının özel kanal aletleri ile çıkarılması, kanal boylarının tespiti sonrasında kök kanallarının döner aletlerle şekillendirilerek genişletilmesi, kök kanallarının antiseptik solüsyonlarla yıkanarak mikroorganizmalardan arındırılmasını takiben ideal bir biçimde doldurulmasıdır. Bu sayede canlılığını yitirmiş fakat enfeksiyondan arındırılmış olan dişler ağız içerisinde fonksiyon görmeye devam etmektedir.

 

Siz değerli hastalarımız;

• Soğuk - sıcak gıda tüketimi esnasında meydana gelen diş hassasiyeti ve ağrınız varsa,
• Ağrı olmadığı halde dişinizde renk değişimi (diş renginde koyulaşma) varsa,
• Çiğneme sırasında diş üzerine gelen kuvvet sonucunda oluşan ağrınız varsa,
• Ağız içerisinde fistül ağzı (sivilce görünümü) ve iltihabi akıntınız varsa,
• Herhangi bir sebeple kırılmış olan dişiniz mevcutsa,
• Uyku sırasında meydana gelen şiddetli ağrınız oluyorsa en kısa zamanda dişhekiminize başvurunuz.

 

Aksi takdirde dişlerinizde gelişebilecek pulpa enfeksiyonu tedavi edilmediği takdirde diş kökü ve çevre dokularında abseye neden olarak şişlik yapabilir. Bu durumda ilgili dişinizi kaybetme ihtimaliniz artar.

 


İmplantoloji

Diş (Dental İmplantı) Nedir?
Diş implantları, travma, dişeti hastalığı veya çürük gibi sebeplerle kaybedilmiş olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen titanyum menşeili yapay diş kökleridir.

 

Titanyum doku dostu (biyouyumlu) bir malzemedir. Ağız içerisinde kullanılan diş implantları, hücresel düzeyde çene kemiğine tutunabilmesi için pürüzlendirme, farklı materyallerle kaplama gibi çeşitli işlemlerden geçirilmektedir. Diş implantları çene kemiğine yerleştirildikten sonra kemik ile özel bir bağ oluşturarak, hücresel olarak tutunur. Bu tutunma tamamlandığında (3-6 ay) üst yapı olarak adlandırdığımız protezi hazırlama işlemine geçilir.

 

İmplant Sayısı
İmplant operasyonu öncesinde hastanın sistemik durumu değerlendirildikten sonra gerekli olan ağız içi muayene ve radyolojik tetkikler yapılır. Yapılan tüm bu değerlendirmeler sonrasında hastanın istek ve beklentileri de göz önüne alınarak planlama aşamasına geçilir. Planlama aşamasında ise yapılacak olan diş implantı sayısı, hastanın kemik durumu, eksik diş sayısı ve kullanılacak olan protez tipine (sabit / hareketli) göre değişiklik göstermektedir.


 

Hangi Durumlarda İmplant Uygulanır?
Gelişme dönemindeki çocukların haricinde, yaş ayırdı olmaksızın tek diş eksikliği, birden çok diş eksikliği veya tüm dişleriniz eksik olsa da sizin için implant çözümü bulunmaktadır.

 

Kemik Kalınlığı ve Yüksekliği
Çene kemiğinin güçlendirilmesi ve implant için yer oluşturulması için ağız,diş ve çene cerrahları tarafından greft (kemik tozu, blok kemik) uygulamaları yapılmaktadır. Kemik kalınlığının ve yüksekliğinin sağlandığı bu durumlarda implant yapımı ile birlikte elde edilen kemik dokusu korunmaktadır.


 

Sinüs Lifting (Sinüs Kaldırma) Operasyonu
Üst çene arka bölge implant uygulamalarında yetersiz kemik yüksekliği bulunan vakalarda ise sinüs lifting (sinüs kaldırma) operasyonu yapılması ihtiyacı doğmaktadır. Sinüs lifting işlemi üst çene küçük azı ve büyük azı dişleri bölgesinde diş eksiklikleri ile birlikte maksiller sinüs tabanının sarkık olduğu ve dikey yönde kemik yüksekliğinin 4 mm’nin altında bulunduğu vakalarda sabit implant-üstü protez yapabilmek için sinüs boşluğunun greft malzemeleriyle doldurulmasını içeren cerrahi bir yöntemdir. Uygulama basit bir cerrahi tekniğe sahiptir ve operasyon sonrası dönem hastalar açısından rahatlıkla tolere edilebilir niteliktedir. Cerrahi yöntem basit olmakla birlikte oldukça hassas çalışılmasını gerektirmektedir.


 

İmplant Tedavisinin Dezavantajları Nelerdir?
• Yüksek maliyetli olması
• Tedavi sonrası dönemde çok özenli - iyi bir bakım ve ağız hijyeni gerektirmesi

 

İmplant Tedavisinin Avantajları Nelerdir?
• Konforlu çiğneme ve dolayısıyla sağlıklı bir beslenme imkanı sağlaması
• Daha iyi bir estetik görünüm ve gülüş sağlaması
• Fonksiyonda bulunan implant etrafındaki kemik dokusundaki erimenin minimal seviyede kalması

 


Pedodonti (Çocuk Dişhekimliği)

Pedodonti, 0-14 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinde çürük, travma, kalıtımsal ve benzeri sebeplerle oluşabilecek sorunların giderilmesini, ağızda var olan dişlerin de sağlıklı olarak korunmasını amaçlar.

 

Ağız içerisinde toplam 20 adet süt dişi bulunmaktadır. Süt dişleri birincil olarak beslenme de aktif rol oynamakta olup çocukların büyüme ve gelişimi açısından oldukça önem arz etmektedir. Bunun yanında çocukların düzgün konuşma yetisi kazanması açısından da oldukça önemli bir göreve sahiptir.


 

Çocukların ağız ve diş sağlığının mükemmel olması, 6 ayda 1 düzenli yapılan diş hekimi kontrolü ile sağlanabilir. Bu kontroller sırasında ağız ve diş sağlığını tehdit eden her türlü sorun tespit edilebilir. Burada önemli olan bu problemlerin erken teşhisi ve tedavisidir. Çocuk hastada erken teşhis çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.

 

Çocuk hastada ilk muayene, hem çocuk hem de çocuğun anne ve babası ile iletişim kurmakla başlar. Tanışmadan sonra hastanın medikal ve dental hikayesi alınır. Daha sonra klinik ve radyografik muayeneye geçilir. Bu aşamalardan sonra tanı ve tedavi planlaması hakkında hasta ve ilgili aile bireyine bilgi verilir. Özellikle süt faktörü ve sürekli dişleri çürük ve periodontal hastalıklar gibi başlıca ağız hastalıklardan korumak için birçok yöntem uygulamaktadırlar.

 

Koruyucu diş hekimliğinde en etkili tedavi şekli olarak kabul edilen florür tedavileri, sağlıklı bireyler ve çürüğe yatkın hastaların, dişlerdeki hassasiyet ve erozyon tedavisinde, özel bakıma ihtiyacı olan sistemik rahatsızlığı olan bireylerde uygulanabilmektedir. Uygulamalar bireyin yaş ve çürük oluşum riskine göre belirlenen sıklık ve miktarlarda gerçekleştirilmektedir.

 

Anatomik olarak azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan girinti ve çıkıntılar, yiyecekler için yapışıp kalabilecekleri bölgeler oluşturmaktadır.

 

Fissür örtücüler, dişlerde bu yüzeyleri örterek, besinlerin tutunmasını azaltacak ve fırçalanmasını kolaylaştıracak bir yüzey oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Klinik uygulamalar sonrasında çürük oluşumun %70-%80 oranında azalma görüldüğü bilinmektedir.


 


Periodontoloji (Dişeti Hastalıkları Tedavisi)

Periodontoloji, dişleri çevreleyen dokular, iltihabi hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgilenen ana bilim dalıdır. Periodontitis, dişleri destekleyen çevre dokularda spesifik mikroorganizmalar tarafından oluşturulan, periodontal ligament ve alveoler kemikte ilerleyen yıkım , periodontal cep oluşumu, dişeti çekilmesi veya her ikisi ile sonuçlanan iltihabi bir hastalıktır.

 

Periodontal hastalıkların oluşmasında genetik, çevresel ve sistematik faktörlerde rol almaktadır. Epilepsi, diyabet, kalp damar hastalıkları, down sendromu, AIDS ve kan hastalıkları da sistemik faktörler içinde sayılabilir.

 

Periodontal hastalığın en sık rastlanılan belirtisi dişetlerinde görülen kanamadır. Bu durumda dişetlerinin kızarık, parlak ve şişkin görünümde olduğu gözlenir. Ayrıca bu belirtilere ek olarak ağız kokusu, dişetlerinde kanama ve dişlerde hassasiyet de eşlik edebilir.


 

Günümüzde her yaşta gözlenebilen periodontal hastalıklar her bireyi farklı boyutlarda etkilemektedir. Çoğu zaman ağrı gibi rahatsız edici bir semptom gözlenmediği için belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Bu durumda ilerlemiş periodontal hastalığı bulunan bireylerde, diş destek dokularındaki yıkım sebebiyle çürüğü bulunmayan sağlam diş kayıpları gözlenebilmektedir.


 

Periodontal tedavi ile sağlıksız olan dişlerin olabildiğince uzun süre ağızda kalması amaçlanmaktadır.Periodontal hastalığın tipi ve şiddetine göre değişik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemler; öncelikle ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirilmesi, rejeneratif, rekonstrüktif ve mukogingival operasyonlar olarak özetlenebilir.

 

Ayrıca yüksek gülme hattı olan bireylerin diş eti estetiğini sağlamak da, periodontal tedavi kapsamına girmektedir. Hastalığın tipi ve şiddeti; hastanın alışkanlıkları ve hekim ile olan koordinasyonu, ağız hijyeninin standardı, tedavi planlaması ve başarısını doğrudan etkilemektedir.


 

Periodontal tedavi, erken teşhis ile gerekli müdahaleler yapıldığında sonuçları kesin ve hasta memnuniyetinin en yüksek oranda olduğu bir tedavi şeklidir. Bu yüzden düzenli dişhekimi kontrolü her zaman önemlidir.

 


Konservatif (Restoratif) Diş Tedavileri

Dişin mine, dentin ve sement (sert) dokularında oluşan ve daha çok koyu renkte veya opak beyaz renklenmelerle birlikte gözlenen madde kayıpları diş çürüğü olarak nitelendirilebilir.

 

Dişlerdeki çürükler yapılan detaylı bir klinik ve radyolojik muayene sonucunda tespit edilir. Tespit edilen çürükler lokal anestezi altında ağrısız bir biçimde temizlenerek dişe uygun olan dolgu materyalleri restore edilir ve dolgu işlemi tamamlanır. Daimi dişlerde kullanılan dolgu materyalleri amalgam ve kompozit dolgulardır.


 

Kliniğimizde daha çok estetik dolgu olarak da bilinen kompozit dolgu uygulamaları yapılmaktadır. Doğal diş rengine uyumlu bir restorasyon materyali olduğu için daha estetik sonuçlar elde edilmektedir. Özellikle günümüzde daha da güçlendirilen bu dolgu materyalleri artık sadece geçmiş dönemdeki gibi sadece ön grup dişlerde değil, arka grup dişlerde de güvenle uygulanabilmektedir.


 

 


Diş Beyazlatma (Bleaching)

Diş rengi doğuştan koyu olan veya sonradan çeşitli nedenlerle diş rengi sararmış bireylere diş beyazlatma işlemleri uygulanabilir. Beyazlatma işlemi ile birlikte diş renginde en az 2 ton açılma gözlenir. Ancak beyazlatıcı ajanın uygulanabilmesi için dişlerde; diş eti çekilmesi, hassasiyet gibi herhangi bir engel bulunmaması gerekmektedir. Vital (canlı) ve Devital (cansız) dişlerde olmak üzere iki farklı diş beyazlatma tipi bulunmaktadır.

 

Devital (cansız) Dişlerde Beyazlatma İşlemi
Kanal tedavisi görmüş ve diş renginde koyulaşma olan dişlerde uygulanan yöntemdir. Bu yöntemde, klinik ortamında çeşitli yöntemler kullanılarak ilgili dişin iç kısmına beyazlatma ajanı yerleştirilir. Bu sayede ilgili dişte istenilen tona ulaşılıncaya kadar işleme devam edilerek beyazlatma işlemi tamamlanır.

 

Vital (canlı) Dişlerde Beyazlatma İşlemi
Vital dişlerde beyazlatma işlemi hidrojen peroksit içeren beyazlatma jelleri yardımıyla yapılır. Bu işlemler ofis ve ev tipi olarak iki farklı uygulama şekliyle gerçekleştirilir.

 

    Home (ev) Tipi: Hasta ağzından alınan ölçüye göre kişiye özel bir plak hazırlanmaktadır. Hekim tarafından hastaya verilen özel beyazlatma jelini hasta ev ortamında belli periyotlarla tarife göre kendisi uygulamaktadır.


 

    Office (klinik) Tipi: Klinik ortamında diş etleri izole edilip korunduktan sonra dişlere sürülen özel bir beyazlatma jeli ışık cihazıyla aktifleştirilmektedir.


 


Ortodonti

Maloklüzyon, alt ve üst çenedeki dişlerin yada diş kavislerinin birbirleri ile olan anormal ilişkisidir. Hastaların şikayetleri estetik ya da işlevsel olabilmektedir.

İskeletsel bozukluklar ise alt ve üst çene kemiklerinin birbirleri ve baş iskeleti ile olan ilişkilerindeki düzensizliklerdir.

Ortodonti bu sorunların tedavisi ile uğraşan bir uzmanlık dalıdır.

Ortodontik tedavinin şekli ve süresi, hastanın sahip olduğu anomalinin türüne ve hastanın yaşına göre değişkenlik göstermektedir.

Koruyucu ortodonti, çocukta ortodontik anomali oluşmasını önlemek amacı ile yapılan tedavileri kapsar.

Tedavi edici ortodonti, ortodontik anomali ortaya çıktıktan sonra tedavi amacı ile başvuran hastada bozukluğun düzeltilmesi için yapılan uygulamaları kapsar.

Diş – çene ve yüz anomalilerinin hepsinin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte başlıca sebepleri şunlardır:

• Genetik bozukluklar

• Travma,

• Kötü beslenme,

• Kötü alışkanlıklar (parmak emme, yanlış yutkunma),

• Doğum öncesi dönemde ve doğum sonrası meydana gelen gelişimsel bozukluklar,

• Hormonal düzensizlikler ve hastalıklar,

Ortodontik tedavinin şekli ve süresi, hastanın sahip olduğu anomalinin türüne ve hastanın yaşına göre değişkenlik göstermektedir.

 

Ortodontik tedavi öncesi tetkikler:

• Muayene

• Ağız içi ve ağız dışı fotoğraflar

• Panoramik röntgen

• Sefalometrik röntgen

• El–bilek röntgeni

• Ortodontik model oluşturulmaktadır.

 

Ortodonti hem çocuk hem de yetişki hastalarda uygulanabilen bir tedavi yöntemidir.

 

Dokturunuzun öngördüğü teşhis ve tedavi planlaması doğrultusunda, takılıp çıkartılabilen plaklar, ağız dışı apareyler ve dişler üzerine uygulanan sabit sistemler aracılığı ile gerçekleştirilir.

Sabit sistemlerde kullanılan braket adı verilen parçalar genellikle metal olsa da, çocuklara sevimli gelmesi amacıyla renkli olarak da üretilmektedir.

Porselen braketler de estetik sorunun aşılması için kullanılmaktadır.

Alt üst diş kavislerinin birbirleri olan ilişkilerindeki anormallikler (maloklüzyon) her yaşta ortodontik tedavi ile düzeltilebilmektedir. Tedaviler sırasında diş çekimi vb. cerrahi mudahaleler gerekebilmektedir. o

Çene – yüz iskeletini ilgilendiren anomalilerin oldukça büyük bir kısmı çocuk yaşta ortodontik tedavi ile düzeltilebilir. İleri yaşlarda, daha kapsamlı çene-yüz cerrahisi ihtiyacı olabilmektedir.

Ortodontik tedavinin olumlu yönde ilerlemesi için gerekli en önemli etken hastanın uyumu, sabrı ve hekimle olan işbirliğidir.

 

 


Cerrahi

Ağiz-Diş-Çene Hastalıkları Ve Cerrahisi

Diş polikliniğimizde uyguladığımız ağız,diş ve çene cerrahisi ile ilgili girişimler şunlardır:

Gömük Yirmi Yaş Dişleri

Yetişkin bir bireyin ağız içerisinde toplam 32 diş bulunur. Bu dişlerin her biri ayrı bir görev üstlenir. Ağzın ön tarafında bulunan dişler (kesiciler, köpek dişleri, küçük azılar) yiyeceği kesmeye ve parçalamaya yararlarken; arkadaki dişler (büyük azılar) yiyecekleri öğüterek kolayca yutulabilmelerini sağlarlar. Ancak birçok kez ağız içerisinde ancak 28 diş bulunmakta olup ve geriye kalan 4 adet 3. büyük azı dişimiz(akıl dişi veya 20 yaş dişi olarak da bilinirler) genellikle ağız içerisine sürmeyerek gömük kalmış halde bizlere çeşitli sorunlar çıkartır.

Bu dişler çiğneme arkında yer bulabildikleri takdirde düzgün biçimde sürebilmekte ve diş etinin de sağlıklı olduğu durumlarda ağız içerisinde fonksiyonda kalmaları uygun olmaktadır. Ne yazık ki çoğu zaman bu istenilen durumla karşılaşılmamaktadır. Diş etini tam açamayarak malpoze dediğimiz konum bozukluğu göstererek yamuk bir şekilde ağız içerisine sürerler. Bazı durumlarda da tamamen diş etinin altında gömük olarak kalırlar. Çene kemiği içinde kalmış olan bir yirmi yaş dişi çeşitli şekillerde pozisyon değiştirerek sürebileceği bir boşluk bulamaz. Dişin tam olarak süremediği durumlarda, çevresindeki yarı açılmış dişetine bakteriler kolayca yerleşirler ve perikoronitis olarak adlandırdığımız iltihaplanma başlar. Yamuk sürdüğü durumlarda diğer dişlere baskı uygular ve düzgün bir diş dizisini bozabilir. Çıkabilecek en önemli sorunlardan bir diğeri ise, gömük yirmi yaş dişinin çevresinde oluşacak kist ve tümör nedeni ile çene kemiğinin erimesidir.


Tüm bu sorunlar dişin çıkartılması ile tedavi edilmiş olur. Yirmi yaş dişlerinin erken dönemlerde çıkartılması gelecekte doğabilecek sorunları engellemek anlamında tavsiye ettiğimiz bir uygulamadır.

Kist Operasyonları

Çenelerde dişlere bağlı ve dişlere bağlı olmayan sebeplerle kistler gözükebilmektedir. Kistler çene kemiğini eriterek madde kaybına ve çene kemiğinin zayıflamasına sebep olurlar.Tedavi edilmediklerinde ilerleyerek çene kemiğinde spontan kırıklara, estetik ve fonksiyonel bozukluklara neden olurlar. Zamanında teşhis edilebilmeleri için hekiminize 6 ayda bir panoramik röntgen çektirerek muayene olmakta fayda vardır.


 

Apikal Rezeksiyon Operasyonu

Apikal rezeksiyon operasyonu, inatçı ve kanal tedavisi yapılmasına rağmen tam iyileşme göstermeyen diş köklerine direkt olarak dışarıdan yapılan cerrahi bir müdahaledir. Bu işlem de bir miktar kemik kaldırılarak enfeksiyonlu dişin kök ucu açığa çıkartılır. Daha sonra kök ucundaki enfeksiyonlu bölge temizlenerek gerektiği takdirde kök ucundan bir kısmı da kesilir ve yara bölgesi kapatılarak iyileşme sürecine bırakılır.

Apikal Rezeksiyon Operasyonunun Yapıldığı Durumlar:

• Diş kökünün yapısal veya şekilsel bozukluğu nedeniyle kanal tedavisinin tam yapılamaması,

• Diş üzerinde çıkarılamayan bir restorasyonun varlığı nedeniyle kanal tedavisi yapılamaması,

• Kanal Tedavisi sırasında alet kırıldıysa, kırılan aletin mutlaka çıkarılması gerekiyorsa, aleti çıkarmak amacıyla,

• Yapılmış kanal tedavisine rağmen hastanın ağrısının devam ettiği durumlarda,

• Diş kökünde kist oluşan vakalarda,

• Diş kökünün kemik içerisindeki 1/3 uç kısmının kırılması durumlarında.

Artık günümüz dişhekimliğinin ana amacı, mümkün olduğunca diş kayıplarının önüne geçmektir. Artık diş hekimleri, doğal dişleri ağızda tutmak için ellerinden gelen çabayı göstermektedirler. Çünkü; tek bir dişin kaybı bile genel ağız - diş sağlığı ve estetik görünüşte olumsuz değişikliklere neden olmaktadır.

 

Abse ve Kist Operasyonları

Ağız içerisinde herhangi bir bölgede odontojenik (diş kökenli) kistler oluşur. Bu kistler ağrı ve şişliğe sebep olarak hasta tarafından farkedildiği gibi hiçbir belirti vermeden fark edilmeyerek oldukça büyük boyutlara da ulaşabilmektedir. Çene kistleri klinik ve radyolojik olarak ağız,diş ve çene cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirildikten sonra, bulundukları bölgeye ve büyüklüklerine göre farklı yöntemler kullanılarak tedavi edilmektedir.


 

Çene ve Yüz Travmaları

Çene ve yüz yaralanmaları hastalar için fiziksel olduğu kadar aynı zamanda ruhsal travmalarda yaratmaktadır. Bu tarz yaralanmaların motorlu araç kazaları, spor yaralanmaları, iş kazaları ve darp gibi birçok sebebi olabilir. Bu yaralanmalar sonucunda dişlerin yuvalarından çıkmasından, ağız içi ve dışı yumuşak doku hasarlarına; basit kemik kırıklarından komplike çene kırıklarına kadar bir çok patolojik durum gelişebilmektedir. Bu gibi durumlarda hastanın en kısa zamanda hekim tarafından klinik ve radyolojik açıdan detaylı olarak değerlendirilmesi erken teşhis açısından oldukça büyük önem taşımaktadır.

 


Estetik ve Protez

1-ESTETİK DİŞHEKİMLİĞİ

Porselen Lamina Dişler

 

Porselen lamina nedir?

Latince yaprak demektir. Dişlerin sadece ön yüzlerinin 0.3-0.7 mm aşındırılmasıyla sağlam diş dokusunun en az kaybedildiği yöntemlerden biridir. Aşındırılan alana yapılan porselen lamina uygun şekil ve renk sağlandıktan sonra özel yapıştırma malzemeleri ile dişin üzerine sabitlenir.

 

Porselen laminaların uygulanabileceği durumlar hangileridir?

Beyazlatma ile sonuç alınamayan ileri derecede renklenme olan dişlerde,

Renk ve şekil bozukluğu olan dişlerde,

Dişler arasındaki aralıkları kapatmak amacıyla. (diastema kapama),

Kırık veya aşınmış dişlerin tedavilerinde,

Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde,

Diş çapraşıklığı bulunan bazı bireylerde (ortodontik tedavi alternatifi olarak) mükemmele yakın estetik sağlayabilen bir tedavi seçeneği olabilmektedir.

 

Porselen laminaların uygulanamayacağı durumlar nelerdir?

• Bruksizm (Diş Gıcırdatma), diş sıkma,

• Süt dişlerinde,

• Dişlerin yapısal olarak dayanıksız olduğu mine hastalıkarında,

• Tırnak yeme, pipo içme ve kalem ısırma gibi kötü alışkanlıklar,

• İleri derecede diş eti çekilmesinin mevcut olduğu ağız hijyeni yetersiz bireylerde uygulanmaz.


 

Metalsiz Seramik Restorasyonlar

Altyapı olarak metal alaşımların kullanılmadığı protez türleridir. Bu yöntem ile üretilen restorasyonların ışık geçirgenliği dişin saydamlığına daha yakındır. Bu açıdan metalli seramik kron ve köprülere göre daha estetik ve doğal bir görünüm verirler. Metal altyapılı protezlerde oluşan opak görünüm ve diş eti kenarında ileri dönemlerde meydana gelen gri ve mor tonlardaki metal yasımasına metalsiz seramik protezlerde rastlanmaz. Metalsiz seramik protezler temelde zirkonyum destekli ve güçlendirilmiş seramik destekli protezler olarak ikiye ayrılır.

 

Zirkonyum Destekli Seramik Restorasyonlar

Zirkonyum, yarımetal bir malzeme olup metaller gibi gri tonlarda olmayan beyaz renk bir malzemedir. Işık gerçirgenliği olan zirkonyum, kırılma direnci metal alaşımlara oranla daha yüksek olup, metal altyapı kullanılması gerekli olan hastalarda estetik bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaklaşık olarak 950-1400 Mpa yüke dayanabilen zirkonyum gelişen teknoloji ile birlikte farklı renklerde uygulanabilmekte ve ışık geçirme avantajı ile hastanın diş rengine çok yakın bir görünüm sağlamaktadır. Ayrıca nikelli metal alaşımlardaki alerji riski yoktur çünkü zirkonyum biyouyumlu bir materyaldir.


 

Full Seramik Protezler (Empress, E-max)

Işık geçirgenliği zirkonyuma göre daha fazla olan güçlendirilmiş seramikler doğal dişe en yakın estetik görünümü veren altyapı malzemeleridir. Günümüzde en çok kullanılan lityum disilikat içeren seramik altyapılardır. Yapım aşamaları daha zahmetli ve zaman alan seramik altyapılar hem döküm hem de CAD-CAM teknolojisi ile oluşturulmaktadır. Kron ve köprüler için kullanım alanı ikinci küçük azılara kadar olup, mekanik dayanıklılığı zirkonyum ve metal altyapılara oranla daha düşüktür. Daha çok porselen laminalar gibi ön bölge estetiği için sıkıkla kullanılırlar. Zirkonyum gibi biyouyumlu malzemelerdir.


 

 

2-PROTEZ UYGULAMALARI

Metal Destekli Seramik restorasyonlar

Çürük kırık veya başka bir nedenle aşırı madde kaybı olan dişlerin küçültülüp kaplanması işlemi kuron, bir veya birden fazla diş eksikliğinde komşu dişlerin küçültülüp destek ayak olarak kullanılmasıyla boşlukların tamamlanması ise köprü olarak tanımlanır.

Herhangi bir nedenle diş kaybı meydana geldiğinde komşu dişlerde bu boşluğa doğru devrilme olabilmektedir. Bunun sonucunda yandaki dişlerde diş eti problemleri, kemik kayıpları ve etkili çiğnemede azalmalar meydana gelir. Dişsiz bölgelerin kısa zaman içinde implant, köprü vb. tedavi yöntemleri ile tamamlanmaması sonucunda dişsiz alanda yoğun kemik kaybı ve komşu dişlerde çekime varabilen olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.

Metal destek için kullanılan alaşımlar kıymetli(altın içeren) ya da kıymetsiz(altın içermeyen) olmak üzere ikiye ayrılır. Günümüzde daha çok kıymetsiz alaşımlar kullanılmaktadır. Gelişen teknolojii ile birlikte kıymetsiz alaşımlar, içinde bulunan nikelin alerji riski nedeniyle nikelsiz olarak üretilmektedir. Böylelikle metal alerjisi olan hastalara da kıymetsiz alaşım içeren kron ve köprü tedavisi uygulanabilmektedir.


 

Hareketli Protezler

Total (Tam) Protezler: Hastanın tüm dişlerini kaybetmiş olduğu durumlarda tam protezler uygulanır. Üst çenede uygulanan tam protezlerden tutuculuk anlamında başarılı sonuçlar alınsa da genellikle alt total protezlerde hastalar zorluklarla karşılaşabilirler.

Özellikle alt çenede, tek dişin dahi değerlendirilerek total protez yerine bölümlü bir protez alternatifini değerlendirmek gereklidir. Tutuculuk sorunları giderilemeyen alt çene dişsiz hastalarda ise implant destekli protez seçenekleri düşünülmelidir.


Parsiyel (Bölümlü) Protezler: Hastanın dişlerinin bir kısmını kaybetmiş olduğu durumlarda sabit protez (köprü) yapılması uygun değilse (eksik dişlerin sayısının fazlalığı yada dişlerin yeteri kadar yük taşıyamaması vb.) parsiyel protezler uygulanır.

Parsiyel protezler sabit dişe bağlanma şekillerine göre çeşitleri; kroşeli protezler, teleskop kuronlu protezler, sürgülü protezler, barlı protezlerdir.


 

Endodonti

İmplantoloji

Pedodonti

Periodontoloji

Konservatif

Diş Beyazlatma

Ortodonti

Cerrahi

Estetik ve Protez

MANAVKUYU MAHALLESİ 236 SOKAK NO:1/B
0 232 343 56 08

Sınırlı Sorumluluk Beyanı: Bu sitenin içeriği, kullanıcıyı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Site içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Ayrıca site içindeki tüm bilgiler, Özel Bornova Dent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniğinin bilgi paylaşımı yaptığı, diş sağlığı ve tedavisi konusunda toplumu bilgilendirmeye yönelik genel bilgi ve dokümanları içeren bir sitedir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.